Sıkıntı ve Darda Kalınca Okunacak Dualar

Sıkıntı anında okunacak dualar

İnsan bazen sıkıntıya düşebilir,darda kalabilir,fakir olabilir bu zamanlarda Allah’a el açıp dua edelim.Aslında Allah’a her zaman el açıp dua etmeliyiz verdiği nimetlerden ötürü.Şimdi sizlere sıkıntı anında okunacak duaları paylaşalım.

Sıkıntılı Anlarda Çekilecek Zikir :

Ya hayyu yâ kayyûmu birahmеtikе еstağîsü.”

Anlamı : Ey Hayyum vе Kayyûm olan (ölmеyеn vе tüm işleri idarе еdеn Allah), rah­mеtinlе Sеndеn yardım bekliyorum

——****——****——****—–

Her Kim Aşağıdaki Duayı Zikrederse, Allahü Teala O Kulunun Üzüntülerini Sıkıntılarını Yok Eder,

Duamız : Allahümmе rabbеs sеmavatis sеb’ı vе rabbеl arşil azıymi ikfini küllе mühimmin min haysü şi’tе min еynе şi’tе

——****——****——****—–

Hz Muhammed S.a.v sıkıntı veya üzüntü halinde aşağıdaki duayı zikrederlerdi,

Allâhü Allâhü rabbî lâ üşrikü bihî şеy’â.

Bütün yapılan işlеrdе Allahü Teala’ya sığınır vе Kendisine hiçbir şеyi еş koşmam.

Bunun dışında aşağıdaki duayı da okuyabilirsiniz.Anlamını bilerek okumanızı öneririz

Subhanallahil Aziym

Anlamı : Büyük vе Yücе Allahı Tеsbih Edеrim.

Sıkıntı Anında Yukarıdaki Duayı Okuyabilirsiniz,

——****——****——****—–

Sıkıntılı ve Üzüntülü Zamanlarınızda İnşirah Suresini sürekli zikrettiğiniz Taktirde sıkıntılarınız hafifler,

İnşirah Suresi : Elеm nеşrah lеkе sadrеk, Vе vada’na ‘ankе vizrеkе, Ellеziy еnkada zahrеkе, Vе rеfa’na lеkе zikrеkе, Fеinnе mе’al’usri yüsrеn, İnnе mе’al’usri yüsrеn, Fеiza fеrağtе fеnsab, Vе ila rabbikе fеrğab..

——****——****——****—–

Yine sıkıntı anında okunacak dualardan Nihat hatipoğlu’ndan ve Cübbeli Ahmet hoca’dan derleme yaptık.

Nihat hatipoğlu’dan sıkıntı anında okunacak dualar

Cübbeli ahmet hocadan sıkıntı anında okunacak dualar

Kaynak: https://www.bilginvecahil.com

Baş Örtülü Kızlar Dikkat!

Son zamanlarda baş örtülü kızlarımıza karşı başlatılan linç kampanyaları ve (sağolsun) başı örtülü bazı kızlarımızın islam dininin gerektirdiği gibi değil de ahir zaman fitnelerinin emrettiği gibi başlarını örtmeleri, makyajları ve diğer hareketleri de bunda etkili.

Kızlarımızın özellikle sosyal medya hesaplarında paylaştıkları fotoğraflar ve videolar ise çok farklı sitelerde yahut farklı amaçlarla kullanılmaya ise çığ gibi büyüyen bir hızla devam ediyor! Şu anda sosyal medya üzerinden en az 100.000 adet sahte hesap ve işi daha da aşırıya götürüp “Para karşılığı…” diye başlayan gönderiler ile büyük bir tehdit oluşturuyor.

Kızlarımıza bunu anlattığım zaman “Benim arkadaş listemde tanımadığım kimse yok ki” , “Ya ne olacak altı üstü bir fotoğrafımı alsalar” gibi tepkiler alıyorum ancak;

-Arkadaş listesindeki herkesin hesabı sıradan, basit bir virüs ile ele geçirilebiliyor!

-Fotoğraflarını sosyal medya sağlayıcıları bir yerde depolayıp bu depodan başkaları tarafından çalınma gerçekleştirilebiliyor.

-Bir fotoğraftan bir şey olmaz deniyor ancak aynı kişinin 4-5 fotoğrafını çalıp, ahlaksız bir işte çalışıyor gibi gösterilip bu hesabında akrabaları tarafından görülme ihtimali hiç mi yok?

Kısacası dostlar; Kısacası baş örtülü kardeşlerim! Lütfen ama lütfen sosyal medya üzerinden resimlerinizi, videolarınızı ya da size özel şeylerinizi PAYLAŞMAYINIZ…

Bir öğretmen olarak değil eşi ve kızı olan bir aile babası olarak sizlere bu tavsiyeyi yapmayı kendime bir borç biliyorum…

ALLAH’a emanet olunuz, dini konularda yazılarım sürecektir İNŞAALLAH…

Belayı, Şerri Gelmeden Def eden Etkili Dua

Çok kısa bir duadır. fakat o kadar etkilidir ki, lüfen inanarak okuyun. Sonra da sırtınızı yüce allaha dayayın. Bu duayı aklınıza geldikçe her zaman okuyabilirsiniz. Olmasını istemediğiniz bir şeyden önce, ya da herhangi bir iş yapmayı düşündüğünüzde, veya çocuklarınıza söz geçiremediğiniz de, herşeyi kendi haline bırakın ve dua edin belayı önleyen duayı okuyun ve Allah a sığının. O size yardımcı olur ve çocuklarınızı da beladan korur.

Euzu bi kelimatillahit tammati min şerri mâ halak.

Meleklerin dahi yazamadığı Hamd (Şükür ) Duası.

Meleklerin dahi yazamadığı Hamd (Şükür ) DUASI – يا رب لك الحمد كما ينبغى لجلال وجهك ولعظيم سلطانك

“Ya Rab, lekel hamdu kema yenbaği li celali vechike ve li azimi sultanike” ‘Ey Rabbim! Senin zâtının celaline ve senin hâkimiyetinin azametine layık şekilde sana hamd olsun’ 

– Bu dua ile ilgili hadis rivayeti ise şöyledir:

İbn Mace, Beyhakî ve Taberanî’nin Abdullah b. Ömer’den yaptıkları rivayete göre Hz. Peygamber (a.s.m) şöyle buyurmuştur: “Allah’ın kullarından bir kul, ‘Ya Rabb, lekel hamdu kema yenbeği li celali vechike ve li azimi sultanike’ duasını okudu. İki melek bunun sevabını yazmakta zorlandılar; nasıl yazacaklarını bilemediler. Bu sebeple, göğe çıktılar ve dediler ki: ‘Ey Rabbimiz! Senin kulun öyle bir şey söyledi ki, onu nasıl yazacağımızı bilemiyoruz’ Allah -kulunun ne dediğini bildiği halde-, ‘Kulum ne dedi?’ diye sordu. Melekler: ‘Ya Rab! O şöyle dedi: ‘Ya Rabb, lekel hamdu kema yenbaği li celali vechike ve li azimi sultanike’ diyerek cevap verdiler. Bunun üzerine yüce Allah: ‘kulum ne söylediyse, siz onu olduğu gibi yazın; zaten kulum sonunda bana gelecek ve ben onun mükâfatını vereceğim.” (bk. Kenzu’l-Ummal, h. No: 5127)

Tette-i Cin Çağırma

Tette-i Cin gerçek manada isminin nereden geldiği pek bilinmemektedir. Tek bilinen ise sadece sorun çıkartmayı seven İfrit kadar tehlikesi olmayan bir cin türüdür. Yalnız bilinmesi gereken çokta hafife alınacak bir cin değildir. Çağırma şekli oyuna benzeyen bir yöntemle kullanır.Tette-i Cin İçin Gerekli Malzemeler : a-) En az 50cm uzunluğunda bir ip daha fazlada olabilir. Minumum 50cmb-) Tuz ve Karabiberc-) Mumd-) Tavada daha önceden kızartılmış yağ (Yağın cam şişede olması önerilir.)e-) Kendi kanınızdan temiz beyaz bir kağıt üzerine akıttığınız bir damla kan.Yukarıdaki Saydığım Malzemelerden Sonra Yapılması Gereken :a-) İpi öncelikle katlayıp bir üçgen şekline getirin, üçgen kapalı bir şekil olsun.b-) Karabiber ve Tuzu oluşturduğunuz üçgenin içerisine  tam ortada olacak şekilde dökün ve hafifçe karıştırın.c-) Mumu yakarak elinize alın, evin içerisinde dolaşmaya başlayın ve ışıkların tamamının sönük olduğundan emin olunuz. Dolaşırken şunları söyleyiniz. El cin, Ya cin, Ellezine ya nas, Yağmin şerril neffesati nih.d-) Daha sonra ipten üçgen oluşturduğunuz odanın dışında bir yerde durun pişmiş yağın bulunduğu şişenin kapağını açın ve içerisine tükürün kanlı kağıt parçasını şişenin içerisine atın.e-) Bu işlemleri yaptıktan sonra evinizdeki meleklerin korumasını kaldırmış olacaksınız. Bu adımı yapar yapmaz hızlı bir şekilde oluşturduğunuz üçgenin içerisine geçiniz acele ediniz.f-) Şafak sökünceye kadar uyanık kalmaya çalışın. Uyanık kalmayı becerebilirseniz (Üçgen içerisinde) Evinizin içerisinde Arapça yankılanan bir şarkı duyacaksınız sakın eşlik etmeyiniz.g-) Eğer bütün bu dediklerimi doğru bir şekilde yaptıysanız size bir dilek verilecek veya başınıza bir cin koruması verilecek ona dilediğinizi sorabilirsiniz.Not : Merak ettiğiniz şeyleri sorabilirsiniz, ancak kesinlikle kaba olmayın ve bağırmayın ona karşı asla korkmayın musallat sahibi olmak istemiyorsanız.Önemli Not : Bu dediklerimi yaptıktan sonra başınıza gelebilecek her musibetten siz sorumlusunuz. Asla sorumluluk kabul edilmez, sizi bunları yapmanız konusunda zorlamıyorum. Hatta yapmanızı’da önermiyorum her nede olsa doğa üstü varlıklardır ne olacağı kesin belli değildir.

2017 Hac Kuraları Çekildi

 

Cuma günü hac kuraları çekildi. Diyanet özel şirketllere belli bir kota koyuyor. Özel şirketle hac çıkan kişiler hacca gitmek istiyorsa 3.3.2017 cuma günü sabah erkenden özel şirketle gitmek istiyorum diye diyanet sistemine giriş yapması gerekiyor.  Yarım saat 1 saat gibi sürede özel şirketlere tanınan kota dolacağı için özel şirketle istenilsede özel şirletle gidilemez.

Cuma sabah 8.30 9 gibi kayıt sistemi açılacak ve yarım saat gibi bir sürede de kayıt işlemi bitecek.

Özel şirkete başvuru yapmayan herkes diyanet ile gitmek durumunda kalır.

 

Özel şirletlerin bazıları diyanete göre daha iyi hizmet verebilimekte ve daha uygun fiyata getirebilmektedir.

Gizli İlimler

Havas İlmi Havas ilmi Kur’ân ve sünnet üzeri yapılan manevî bir tedavi şeklidir. Bir ismi de RUKYE ilmidir. Rukyecilik Allah Resûlü (S.A.V)’in tedavi şeklidir. Bu tedavi, mânâ âleminin doktorlarından ve mürşidlerinden alınan himmet ile yapılır. Bir adı da gizli ilimlerdir. Allah’ın ilmidir, bu ilme sahip olmak için çok uzun bir eğitim sürecinden geçilir. Bu ilmi öğrenebilmek için bir öğretici bir mürşid esastır. Bir şeyhten yetki ve himmet alınmadan yapılmaz. Havas ilmi, Rahmani cihetten melekler,hüddamlar ve manen güçlü mümin cinlerle irtibata geçerek kâfir cinlerle mücadele etmek için Allah tarafından verilen bir ilimdir. Elde edilmesi çok zordur. Bu ilmin delillerinden bir taneside FETİH SURESİNİN 4.ayetinde geçer. .İmandaki yakînlerini iyice artırsınlar diye müminlerin kalplerine sekîne indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir. Havas alimlerinin görevi bedene giren, insanlara musallat olan kâfir, suflî cinleri oradan çıkarıp bedeni bu cinlerden temizlemektir. Havas alimleri fizik âlemindeki doktorlar gibidirler, onların kendilerine has metodları vardır. Bugün piyasada bulunan medyumların hiç biri havas alimlerinin yaptığı işi yapamaz. Kur’an’ı kerim’deki Sure-i şerifelerin ve Ayeti kerimelerin, Esma-i ilahiyye ve Evrad ı celilelerin hassa ve te’sirlerini konu edinen bu mübarek ilim 80 küsur İslami ilimden birisidir. Havas ilminin geçmişi Sahabe ve Tabiin dönemine kadar uzanır. Hz. Ali, Hz. İbni Abbas ve Hz. İbni Selam gibi bazı Sahabiler ile Tabiinden Hasan Elbasri, Mukatil ibn-i Süleyman ve kelbi, Ca’fer Essadık gibi bazı Zevatı Kiram bu ilimle uğraşmışlardır. Sonraki asırlarda İmam Ahmed Elbuni, Şeyhi Ekber Muhyiddin’i Arabi, İmamı Deyrebi ve büyük Muhaddis İmamı Abdullah Yafii ile Ebu bekr İbni Vahşiyye ve Celdeki gibi büyük Alimler ve mübarek Veliler bu sahada kıymetli Eserler te’lif etmişlerdir. Bu İlimle meşgul olan Alimlerden biriside Hüccetül İslam İmamı Muhammed Gazali hazretleridir. Havassül Kur’an ve El evfak gibi muazzam eserleri vardır. Bu azametli İlim uçsuz bucaksız bir Okyanus gibidir. Bir çok dallara Ayrılmıştır. Özellikle Havas İlminin en önemli uğraşlarından birisi olan Vefkler’in pek büyük etkisi olup Mü’minlere bir atiyye ve Rahmeti İlahi’dir. Ayrıca bir çok hastalıkların tedavisinde Kur’an Ayetlerini gerek kıraat etmenin, gerek Yazarak istimal etmenin pek mu’ciz etkileri yüzyıllardır müşahede edilmektedir. Sözün özü bu ilme vakıf olan kişiler pek çok çaresiz hastalıkları biiznillah Şifaya kavuşturur, birbirlerine dargın olan kimseleri barıştırır ve şer maksatla, Mevla’nın razı olmadığı hususlarda birleşmiş ehli fesat kişileri birbirinden ayırır. Velhasıl Müslümanların dert ve müşkilatlarına derman olurlardı. Bu günde bu güzide ilmin derin sırlarından yararlanarak insanlara faydalı olmak Tabii ki mümkündür.Ama mümkündür derken herkesin yapabileceği bir ilim değildir.Bunun için tefsir ,hadis,fıkıh ve tasavvufla ilgili bilgilerde gereklidir.Özellikle tasavvuf ilminde bir mürşidi kamilden icazetli olmak şarttır.Aksi halde çok tehlikelidir. Hz. Kur’an’ın hassa ve te’sirleri de tıpkı hükmü gibi kıyamete kadar bakidir.HER İŞ HER İLİM EHLİNEDİR.Öyle olmasaydı herkes bugün kafasına göre doktor olurdu mühendis olurdu ,alim olurdu ama istidat meselesi vardır ve ilahi hikmetler dairesinde herşey yerine göre verilir. ————— ŞER’İ TEVESSÜLÜN Şartları Havas ilminde ; Peygamberleri a.s ,Allah c.c dostlarını r.a istenilen şey için vesile kılarken ve ruhanileri çağırıp onlardan bir şey isterken aşağıdaki şartlar dahilinde olması şarttır.Okunan dua veya azimetin manasının bilinmesi bu açıdan çok önemlidir yoksa bilmeden kaş yapayım derken göz çıkarılması an meselesidir aman dikkat… “İnsanların çoğu tevessülün hakikatini anlamakta hata etmektedirler. Bu nedenle doğru bir tevessülün anlaşılması gereken şeklini açıklayacağız. Bu konuya girmeden bu doğruları belirtelim; Birincisi; Niyetin mutlaka edeb dışı bir şey olmamasıdır ve Muhakkak ki tevessül duanın yollarından sadece biridir, Allah Sübhanehu ve Teala’ya yönelmenin / teveccühün kapılarından bir kapıdır. Hakiki ve asıl maksat sadece Allah Sübhanehü ve Teala’dır. Kendisi vesile yapılan kişi sadece Allah Sübhanehu ve Teala’ ya yaklaşmak için vasıta ve vesiledir. Kim bunun dışında bir şekilde inanırsa şirk koşmuş olur. İkincisi; Bu vasıta ile tevessül yapan kişi tevessülü ona olan muhabbeti ve onu Allah Sübhanehü ve Teala’nın o vasıtayı (aracıyı) sevdiğine inandığı içindir. Şayet bunun zıttı o kişide ortaya çıksa tevessül yapan kişi o vasıtadan en uzak olan olanı ve onun bu hallerini çirkin görmekle insanların ona karşı en şiddetlisi kesilir. Üçüncüsü; Şayet tevessül yapan kişi / mütevessil, kendisini Allah Teala’ya vesile kıldığı kişinin Allah Teala gibi veya ondan düşük bir durumda kendi başına fayda ve zarar vereceğine inansa şirke girer. Dördüncüsü; Tevessül (dini açıdan illa da) lazım /gerekli ve zaruri bir emir değildir. Duaya olan icabet de tevessüle bağlı değildir. Asıl olan Allah Teala’ya mutlak duadır. Allah Teala şöyle buyurmaktadır; “ Kullarım benden sana sorduklarında; ben onlara çok yakınım” “ Deki; İster Allah diye ister Rahman diye dua edin her ne ile dua ederseniz, güzel isimler onun içindir.” Beşincisi ; Ruhanileri çağırıp onlardan bir şey istemeden önce mutlaka yukarıdaki adaba uymalı ve onlarıda yaratanın ve o özellikleri kendilerine verenin Allah’u Teala c.c olduğunu asla unutmamalıdır. Bunun için azimet gibi bir şey okunacağı zaman evvela Fatiha ,İhlas , Salavatı usulüne göre okuyup Cenab-ı Allah’a c.c maruzatımız neyse duamızı etmeli ve o ruhanilerin bize bir vesile olarak yardımcı olmalarını da istemeliyiz çünkü bize ulaşan her nimet mutlaka bir vesileler ,sebebler dairesinde Allah’ın c.c izni ve inayetiyle ulaşır. Günlük hayatımızda da resmi yada gayri resmi bir işimiz olduğu zaman aynı edebi gözetmemiz şarttır. MESELA ; Nasıl resmi makamdaki bir görevliyle işimiz olduğunda ona muracat edip işimizin yapılması için talepte bulunuyorsak RUHANİLERLE olan irtibat sebebide bunun gibidir.Bunu şirkle karıştıranlar eğer dünya işlerinde de Allah’a c.c dua etmeden işleri için bir görüşme yapmaya gidip o işin yapılabilmesi için gerekli kişilerle görüşüp yalnız onlardan meded umuyorlarsa yani ;yukarıdaki TEVESSÜL şartlarına uymazlarsa asıl onların kendileri kendi iddalarına göre yine şirktedirler de haberleri yoktur… Kısacası Bu Konuların Maddi Manevi ,Ruhani yada Beşeri Diye Bir Ayırım Şekli Yoktur… Usul Olmadan Vusul Olmaz VESSELAM… Hiç Bir Yerden Değildir… Verdiğim özel çalışmaları kaynak göstermeden yapanlara hakkım helal değildi. .Tasavvufta, herkes­te bulunmayan birtakım bilgilere ve hal­lere, yetenek ve ruh temizliğine sahip ve­lîlere havas veya ehl-i husus, bunların en üstün olanlarına hâssü’l-havâs veya hâssatü’l-hâssa adı verilir; böylece tasavvufi anlayışta Müslümanlar avam ve havas şeklinde iki kategoriye ayrılır.Havas ve hâssü’l-havâs, şer’î yükümlülükler konu­sunda avamla aynı hükümlere tâbi olup avama uygulanan hükümler onlara da uy­gulanır. Ancak havas nafile ibadetlere bü­yük önem vermesi, haram ve mekruh olan şeylerden titizlikle kaçınması sonucunda bir takim ozel bilgilere sahip olarak avamdan ayrilir.

Yalancının Mumu Yatsıya Kadar!

Pembesini çıkardılar yalanın, allısını pullusunu… İyilik için söylenen minik yalanlar dediler, masum göstererek kurdular tuzaklarını… Ufak yalan dediler, bundan bir şey olmaz dediler, zehri elle vermeyi değil yavaş yavaş kana karıştırmayı tercih ettiler… Ve biz tüm bu oyunun pençesine düştüğümüzü bile anlamadık çoğu zaman. Ufaktan ortaya, ortadan büyüğe attılar yalanların kuyusuna…

Oysa düşmanın ahdi vardı, bu toprakları tüfekle okla değil içten fethetmeye… Biz bilmesekte onlar iyi biliyorlardı 1,5 milyar müslümanın hepsi doğru sözlü olsa ve yalanı dudaklarına hiç bulaştırmasa dünyada Müslüman olmayan kimse kalmazdı, biliyorlardı… Bunu bizlerden daha iyi idrak etmişlerdi. Tarihin her kesitinde olduğu gibi kaleyi içten fethetmeyi ilke edinmişlerdi… Onlar tuzak kuruyorlardı, ama asıl tuzak kuranı unutmuşlardı…

Ellerinde olsa tüm siyer kitaplarını kaldırırlardı. Neden mi? Çünkü bizim alemlere rahmet peygamberimizi düşmanları bile El- Emin diye tanırdı.. Hani o Safa tepesindeyken sormuştu onlara “ Size şu tepenin ardında saldırmayı bekleyen bir düşman ordusu olduğunu söylesem bana inanır mısınız ?”.  Tereddüt etmeden döküldü Mekke’nin halkından kelimeler “Elbette,   sen Muhammed’Ül- Emin’sin. Bugüne kadar hiç yalan söylediğini işitmedik”… Biz böyle bir peygamberin ümmetiyiz. Yalanın ne tozuna ne de pembesine bulaşmayıp, her yalanın peşi sıra birbirini çektiğini bilen bir peygamber…

Münker ve Nekir sormadan sana, sen sor vicdanına, hangi yalan makbere kadar sürmüş… Hani der ya büyüklerimiz, yalancının mumu yatsıya kadar!

Tövbe Kapısının Kapanması Olayı

 

Arapçada ‘’geri dönmek, yönelmek’’ anlamına gelen tövbenin manası, Allah’tan (cc) uzaklaştıran ve şeytana yaklaştıran yoldan dönmek demektir.

Tövbe, insanoğlunun yaptığı günahlardan pişman olması ve bir daha yapmamak üzere Allah’tan (cc) affını dilemesi eylemidir. Yapılan tövbeleri çokça kabul eden Yüce Mevla’nın affetmesi sonucu insan özüne dönmektedir. Yani hiç günah işlememiş gibi temiz olmaktadır. Burada önemli olan bir diğer husus ise tövbe ettikten sonra bir daha o günahı işlememeye mümkün olduğunca gayret göstermektir.

Tövbe kapısının var olduğunu ve şu an açık olduğunu tüm inananlar bilirler. Peki bu kapı ne zaman kapanacak? Ya da kapanacak mı? Kapanacak ise biz insanlar bunu nasıl anlayacağız? Müsaade ederseniz, Rabbimin bize vermiş olduğu ilmin ışığı doğrultusunda açıklayayım. Önce bu kapının kapanması ile ilgili Müslümanlar arasında dolaşan bir düşünceyi çürüterek mevzuma başlamak istiyorum. Dolaşan bu düşünce şöyledir: efendim, Yahudi’nin biri uzaya çıkacakmış, orada kapalı bir kapı görecekmiş, kapıda kelime-i tevhid yazılı olacakmış ve o Yahudi dünyaya inip kapının kapandığını söyleyecekmiş gibi saçma sapan, aslı astarı olmayan bir düşünce. Bu düşünceye inananlar kapının kapandığını bu olayla anlayacaklarına inanmaktalar. Bu tür düşüncelere inananlar başta Kur’an olmak üzere yazılı birçok kitabı okumayan ve bu yüzden cahil kalan insanlardır.

Bir kere tövbe kapısı somut değil soyuttur. O, elle tutulup gözle görünmez.

Hadi diyelim Yahudi uzaya çıktı ve kapalı bir kapı gördü. Peki bu Yahudi kimdir? Neden Kur’an’da adı geçmiyor? Allah (cc) Müslümanları bırakıp ta bu iş için bir Yahudi’yi mi  seçti? Seçtiğini varsayalım. Bu kişi tövbe kapısının kapandığını söylediğinde acaba kimler inanacak? Allah’ın (cc) seçtiği ve en çok sevdiği koskoca peygambere bile bazı insanlar inanmazken, bu adama kim inanır? Sizler inanacak mısınız? Hem Yahudi’nin açıklamasını bazı insanlar duyacak fakat bazı insanlar duymayacak. Peki duymayan bu insanlara kapının kapandığını kim söyleyecek? Lakin söz gelimi dünyadan ilişiğini kesmiş nice kabileler var. Onlar nasıl duyacak. Tüm insanlığı ilgilendiren bu olayın herkes tarafından aynı anda duyulması Yüce Yaratanın adaletini ortaya koymaz mı? Olması gereken de budur zaten. Kapının kapanmasını tüm insanlığın aynı anda fark etmesi. Nasıl olacak bu? Dediğinizi duyar gibiyim. Evet tövbe kapısının kapandığını insanların nasıl anlayacağını lafı fazla uzatmadan kısaca anlatayım.

Müslümanların kutsal kitabı Kur’an-ı Kerimde Yüce Allah (cc), Tekvir suresi 5.ayette şöyle buyurmaktadır. Ayet Mealen şöyledir: Vahşi hayvanların toplandığı zaman. Bu ayet tövbe kapısının kapanması anındaki olayı açıklamaktadır. Burada vahşi hayvanların toplanacağını Yüce Mevla söylemiştir. Fakat bu vahşi hayvanlardan kastı bilinen hayvanlar değildir. Bu bir benzetmedir. Vahşi hayvan dediği, insanların içinde bulunan ve şeytanın yardımcısı olan nefislerdir. Nefis bir vahşi hayvan gibidir. Nasıl ki vahşi hayvanın bir acıması yok ise nefsinde bir acıması yoktur. İşte biz insanlar tövbe kapısının kapandığını nefislerimizin çıkmasıyla anlayacağız. Peki nefisler çıkıp nerede toplanacak derseniz. Oda şudur ki, nefisler güneşte toplanacak. Güneşin kararması olayı yani tekvir denilen olay bundan ibarettir.

Nefisler neden çıkar derseniz:  bilindiği gibi şeytan insanları hep kötü yola sürüklemekte, onları günaha sokmaktadır. Onun işi de bu zaten. Bunu ise şeytanın adamları olan ve her insanda bulunan nefisler vasıtasıyla yapmaktadır. Amacı insanları günaha sokup ölene kadar veya tövbe kapısı kapanana kadar tövbe ettirmemek. Bunu bazen başarır bazen de başaramaz. Her ne olursa olsun, tövbe kapısının kapandığını şeytanda görür. Ve artık insanlarla uğraşmaktan vazgeçerek, elemanları olan nefisleri çağırır. O nefisler ki, her insandan aynı anda çıkar. Ve herkes aynı anda ‘’ne oluyor’’ der. Ve de herkes sudan çıkmış balığa benzeyerek, tövbe kapısının kapandığını anlar. İnsan o anda ne yapıyorsa yapsın, kapı kapanıp ta nefisler çıktığında direk olarak Allah’ı (cc) tanıyacaktır ve O’na yönelecektir.

Şimdide kapının kapanması sonucunda oluşacak olaylara bir göz atalım. Kapanmasıyla birlikte şu an var olan ama nefislerin maskelediği cennet ve cehennemin kokusunu insanlar alacak. Cennetlikler cennetin güzel kokusunu alırken, cehennemlikler cehennemin o kötü, pis kokusunu alacaklardır. Bu kıyamet alametlerinden olan dumanın çıkması olayıdır. Burada cennetin kokusunu alanlar için bu hava güzel mis kokulu iken, cehennemin kokusunu alanlar için boğucu bir hava olacaktır.

Cehennemin pis kokusunu alan erkekler doğruca camileri dolduracaklar. Dua üstüne dua ibadet üstüne ibadet yapacaklar. Böylece camiler hiç boş kalmayacak, devamlı dolu olacak. Bu, bir diğer kıyamet alameti olan camilerin dolup taşması ve içlerinden bir tane adam çıkmaması olayıdır. Evet camiler bu zamanda cehennemliklerle dolup taşacak. Adam dediğin cennete giden olduğuna göre bunların hiç biri adam değildir. Cennetlikler ise sokaklarda, caddelerde yüzleri gülücükler saçarak neşe içinde dolaşacaklar. Yine bir kıyamet alameti olan, kimi yüzler asılacak, kimi yüzler gülecek denildiği budur. Yüzleri asılan cehennemlik insanlar, gülenler ise cennetlikler.

Erkeler böyle ya kadınlar. Kadınların cehennemlikleri cennete giden erkeği arayacaklar. Yok mu cennete giden bana şahit olsa da beni de götürse diyecekler. Şunu unutmamak gerekir ki, cennetlik bir erkeğe hizmet eden kadını cehennem ateşi yakmayacaktır. Allah’a (cc) göre erkek cennete giden olduğuna göre kadınların erkek araması ona hizmet edip onun şahitliği doğrultusunda cennete gitmek içindir. Ama bu erkekler az sayıda olacaktır. Bu bir rivayete göre kadınların kırkta biri kadar, bir diğer rivayete göre dörtte biri kadar. Nasıl olursa olsun kadınların arayacağı erkek cennete giden erkektir. Kıyamet alametlerinden birisi olan kadınların erkek aranması olayı budur. Zaten günümüzde meydana gelen koyunların intiharı da bu erkek sayılarının azaldığını göstermektedir.

İşte tövbe kapısının kapandığını biz nefislerimizin çıkmasıyla anlayacağız. Ve kapı kapandıktan sonra cereyan edecek olayların bir kaçını böylece sıralamış olduk. Burada önemli bir notu düşmek istiyorum. Tövbe kapısının hangi yılda kapanacağını ‘’kıyamet ne zaman kopacak’’ adlı makalemde bulabilirsiniz. Yakın bir zamanda onu da yazıp, siteye ekleyeceğim.

Tövbe kapısıyla ilgili anlatacaklarım şimdilik bu kadar. Şunu unutmayın ki, ne kadar günahkar olursanız olun, Allah’a (cc) yönelin. Çünkü o çok bağışlayıcıdır.