MUTLULUĞA AÇILAN KAPININ BAŞLANGICI

MUTLULUĞA AÇILAN KAPININ BAŞLANGICI

Evlilik için hazırlanan çiftlerin çoğu düğün düğün fotoğrafı çektirirken nasıl poz vereceği konusunda sıkıntı yaşamaktadır. Özellikle de erkekler nasıl poz vereceklerini bilememektedir. Benden size tavsiye sakin olun, heyecan yapmayın sadece mutluluğunuzun keyfini doyasıya çıkartın. Çünkü ben size profesyonel çekimler sunacağım.

 

Düğün fotoğrafı çektirirken doğal davranın, doğal bir gülümseme ile mutluluğunuzu çiftinizle paylaşın. Çünkü ben Murat DURU düğün fotoğrafınıza profesyonel yaklaşacağım ve konseptlere uygun bir şekilde çekimler yapacağım. Düğün fotoğrafı çekerken sürekli kameraya bakmak yerine eşinizin gözlerine bakarak birbirinizi konsantre edebilirsiniz. Böylece düğün fotoğrafçısı olarak bende size uygun en güzel düğün pozları oluşturarak çekebilirim. Düğün fotoğrafı çekerken rahat olmalısınız, ellerinizi yumruk yapıp sıkmamalısınız. Düğün fotoğrafı çekilirken gelin adaylarının bir elinde çiçek diğer elini de nazlı nazlı damada değdirebilir. Düğün fotoğrafı çektirirken kendinizi rahat bırakın fotoğraf çektirdiğinizi unutarak eşinizle her zamanki doğallığınızı yaşayın. Fotoğraf çektirirken başınızın dik durmasına özen gösteriniz. Gövdenizi fotoğrafçıya göre ayarlayarak kendinizi daha rahat hissedebilirsiniz. Fotoğraf çektirirken cebinizde telefon vb. şeyleri çıkartarak daha rahat hareket edebilirsiniz. Poz vermekten çekinmeyin kesinlikle sınırları zorlayın. Bende sizden alacağım ilham ile size çok güzel ve mutlu bir düğün fotoğrafları sunacağım. Gelinin çiçeği ve ayakkabısıyla ilgili detayları da ustalıkla çekip size sunacağım. Fotoğraf çektirirken ayakkabınızın altında etiket varsa onları kesinlikle çıkartın. Düğün fotoğrafı çekerken kendi fikir ve düşüncelerinizi koymaktan kesinlikle çekinmeyin. Düğün fotoğrafları çektirmeden önce düğün pozlarını inceleyerek kendinize ait fikirler geliştiriniz. Kendinize uygun geliştirdiğiniz fikirleri bana söylemeniz halinde tam da sizin hayal edeceğiniz kalitede fotoğrafları size sunacağım. Düğün fotoğrafçısı olarak size sunacağım fotoğraflar karşısında mutlu olacağınıza garanti ederim.

Düğün fotoğrafı çekerken doğal davranın ve kendinizi eşinizle birlikte yelkenlere yol açın. Kendinizin fotoğraf çektirdiğinizi unutun eşinizle mutlu olmaya çalışın. Mutluluğun keyfini çıkartın. Kendinizi rahat hissedeceğiniz pozlar vermeye gayret gösteriniz. Ben bu mutluluğunuzun en güzel pozlarını sağlayarak düğün fotoğraflarına yansıtacağım. Düğün fotoğraflarınızda profesyonelliği ve konseptlere uygunluğu görmek istiyorsanız beni tercih edin.

Sigaranın Anne Karnındaki Bebeğe Etkisi

SİGARA İÇMEYİN YAŞAYIN VE YAŞATIN

Gelişmiş ülkelerde sigara içme oranı her geçen gün azalmakta, gelişmemiş ülkelerde ise sigara içme oranı artmaktadır. Kadınlar arasında ergenlik döneminde başlayan sigara kullanma alışkanlığı, kadın evlenme çağına gelince fizyolojik ya da psikolojik bağımlılığa dönüşebilmektedir. Günümüzde sigara içmenin bir hastalık olduğu ve bu hastalığın tedavi edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

Kadınlarda gelişen sigara bağımlılığı çoğu zaman gebelik sürecinde de devam etmektedir. Gebelikte sigaranın kullanılması hem anneye hem de bebeğe zararlıdır. Sigaranın içinde yaklaşık 400 kimyasal madde bulunmaktadır. Sigara annenin başta solunum olmak üzere kalp, damarlar ve vücutta bulunan bütün organlara zarar vermektedir. Sigaranın gebe halinde ki bir kadına fizyolojik etkileri vardır. Bunlar: Akciğerleri daraltarak daha az hava girmesine neden olur, damarlar daraldığından dolayı tansiyon yükselir, nabzı hızlandırmaktadır, bulantı ve kusmaları daha fazla artırmaktadır, çabuk yorulmaya neden olmaktadır, koku alma ve tat alma duyusunu azaltır, iştahsızlığa neden olmaktadır. Sigaranın içinde bulunan nikotin ve karbon monoksit bebek sağlığı açısından oldukça zararlıdır. Bebek plasente ve kordon aracılığıyla beslenmektedir. Sigara içen annelerden bebeğe yeterli miktarda oksijen ulaşmamaktadır. Bebeğin oksijen sayesinde beslenip geliştiği göz önüne alırsak bu çok ciddi bir sorundur. Dolayısıyla sigara içen annenin bebeğinde büyüme ve gelişmenin az ya da yavaş olması gerçekleşebilir. Sigaranın gebelik üzerinde olumsuz bazı etkileri vardır. Bunlar: Düşük riskini artırır, erken doğuma neden olabilir, bebeğin anne karnında ölmesine neden olabilir, bebeğin doğum ağırlığının düşük olmasına neden olur, bebeğin akciğerlerinde hasar meydana gelebilir. Şüphesiz sigaranın bir tek doğum anında değil bebek doğduktan sonra da bazı zararları vardır. Bunlar: Doğumdan sonra bebekte zatürre ve bronşit riski artar, akciğer fonksiyonları zarar gördüğünden dolayı akciğer hastalıkları oluşabilir, orta kulak intihabı ve astım gibi hastalıklar görülebilir, sigara içen annelerin bebeklerinde ani ölüm sendromu gerçekleşebilir, sigara içen annelerin bebekleri daha çok hastalanır. Ayrıca sigara içen annelerin sütlerinin besleyici özellikleri azalmaktadır. Bebek anneye bağlıdır yaptığı her hareketten etkilenmektedir. Gebelikte anne sigarayı bırakmaya başladığı andan itibaren bebeğin de sağlığı olumlu yönde ilerleyecektir. Anne sigarayı bıraktığında damarları zehirli maddelerden arınacak ve böylece bebeğe daha çok oksijen gitmiş olacaktır.

Anne adayı gebeliği esnasında sigara içsin ya da içmesin başkalarının içtiği sigara dumanından da etkilenmektedir. Annenin çevresinden çektiği bu dumanlar plasente aracılığıyla bebeğe ulaşmakta ve bu yüzden de bebeğin gelişimi olumsuz etkilenmektedir. Bu nedenle gebelik döneminde sigara içmeseniz bile sigara içilen bir ortamda bulunmamalısınız.

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Nelerdir?

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar Nelerdir?

Cinsel yolla bulaşan hastalıklar günümüzün en önemli halk sağlığı sorunlarından birisidir. Bir kısmının genel anlamda bulaşma yolu korunmasız organ penatrasyonun ( anal, oral, vajinal ) olduğu cinsel ilişkiyken, bir kısmın da ise cinsel ilişki ile bulaşma tartışmalıdır ve ya önlenecek düzeyde değildir.

Bunlar anneden – bebeğe [gebe iken ( sifiliz ve HIV enfeksiyonu ), doğumdaysa ( gonore, human papilloma virüs HPV, klamidya ), doğumdan sonra ise ( HIV enfeksiyonu ) ] geçiş, kan ya da kan ürünleriyle temas ve transfer halidir ( sifiliz, Hepatit B, Hepatit C, HIV enfeksiyonu gibi). Diğer bir grup ise özellikle eşcinsellerde denk gelen etken patojenlerle oral – fekal yolla bulaşır. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar geçiş riskini arttıran birçok davranış durumu vardır.

Erişkinlerde Cinsel Yolla Bulaşan Etkenler

Bakteriler = Treponema Pallidum, Neisseria Gonorrhoea, Chlamydia Trachomatis, Calymmatobacterium Granulomatis, Ureaplasma Urealiticum.

Virüsler= HTLV, HSV 2, HPV Hepatit B, CMV, HIV 1 ve 2, Molluscum Contagiosum, Trichomonas Vaginalis.

Ana Bulaşma Yolu Etkisel Olmayan Etkenler

Bakteriler= Mycoplasma Hominis, Garderell Vaginalis, Grup B Streptokoklar.

Virüsler= HTLV 2, HSV 1, Hepatit C, HHV 8.

Oral – Fekal Yolla Bulaşan Etkenler

Bakteriler= Shigella Spp., Campylobacter Spp..

Virüs= Hepatit C.

Bunlar; sürekli cinsel eş değiştirmek, birden çok cinsel eşe sahip olmak, cinsel eşinin cinsel eşe sahip olması, seks işçileri ile, onların müşterileri ile ve ya kimler ile ilişki yaşadığı bilinmeyen, cinsel yolla bulaşan hastalıklar belirtisi bulunanlarla cinsel ilişkiyi sürdürmek gibi hallerde bulunmak riskli davranış statüsünde yer alır. Bu durumlarda kondom kullanmamak enfeksiyon alma riskini arttırır.

Cinsel yolla bulaşan hastalıkların sıklığı toplumdan topluma hatta aynı toplumda, gruplar arasında da farklılıklar göstermektedir. Bu hastalıkların belirlenmesi oldukça zor bir işlemdir. Bütün cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile ilgili bildiri yapmak zorunluğu olmadığı gibi, çoğu zaman bildirimi zorunluğu olduğu halde bildirilmemektedir. Gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşan hastalık kliniğine başvuran hasta popülasyonlarına dayandırılıp belirlenir. Hastaların bir çoğu yakınmasız ve de belirtisiz olduklarından dolayı sağlık kurumlarına başvurmazlar, ancak taramalar ile belirlenebilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülme sıklıkları gelişmek olan ülkelerde, gelişmiş olan ülkelere göre çok daha yüksektir. Örnek verecek olursak, gelişmekte olan ülkelerde gonore sıklığı 10 – 15 kat, sitiliz sıklığı 10 – 100 kat, klamidya sıklığı ise 2 – 3 kat daha fazladır. Asya ve Latin Amerika ülkelerine göre Afrika da cinsel yolla bulaşan hastalıklar daha fazladır.